
İSTASYONLAR: HÜZÜN VE HEYECAN!
​
İstasyondayız…
Az sonra tren kalkacak.
Bir aydan beri evlerimizin ve gönüllerimizin her türlü esrarına vakıf olmuÅŸ misafirimizi bizden alıp götürecek.
Gözler nemli, gönüller buruk…
Hediye paketlerimiz ellerimizde…
Herkes farklı bir hediye almış, götürmesi için en sevgiliye…
Hangi pakette neler var, bir Allah bilir.
Tren yaklaşıyor…
Hediyeler teslim ediliyor bir bir…
Bir telaÅŸ bir telaÅŸ…
Fısıltı ÅŸeklinde dile getirilen dilekler, gönderilen selamlar uÄŸultu halini alıyor.
İçi su dolu kovalar hazır: “UÄŸurla git, saÄŸlıcakla ulaÅŸ.” Anlamında yolcuların arkasından dökülür.
Sevenleri çok, uÄŸurlayanlar kalabalık…
Her biriyle tek tek kucaklaşsa veda babında, gidemez.
Oysa tekrar gelmesi için gitmesi gerekiyor.
Elini kaldırıyor havaya, muazzam bir sükût…
Herkes ona bakıyor.
Son olarak ne söyleyecek, diye sükût bir bıçak olmuÅŸ.
Yürekler küt küt atmada…
Gönülden soruluyor sorular:
Acaba benden/bizden memnun mu ayrılıyor?
Acaba sevgiliye benim selamımı iletecek mi?
Acaba gönderdiÄŸim hediyeleri sevgili kabul edecek mi?
Acaba bu kutlu misafir tekrar gelecek mi aramıza?
Dönerse eÄŸer ben ona kavuÅŸabilecek miyim, yoksa o gelmeden “dönüÅŸü mümkün olmayan yolculuk”a mı çıkacağım…
Sukutu bozuyor…
Åžahadet parmağını havaya kaldırıyor…
Belli ki bir ÅŸeyler söyleyecek…
Ve söylüyor son sözlerini:
Sizi sevdim…
Bunun bir niÅŸanesi olarak da size söz veriyorum on gün evvel geleceÄŸim.
Lakin sizden bazı ricalarım olacak:
* Ne olur, lütfen benimle beraberliÄŸin hatırına elde ettiÄŸiniz iyi huyları terk etmeyin.
* Camiye gitmeye, cemaatle hemhal olmaya devam edin.
* Åževvali, pazartesi – perÅŸembeyi, eyyam-ı biz’i unutmayın ve onların bereketinden istifade edin.
* Bayram’ı, beni uÄŸurladığınız gibi karşılayın.
* Son olarak kul olduÄŸunuzu ve Müslümanlar olarak birbirinizin kardeÅŸi olduÄŸunuzu, cennete ancak bu yolla girebileceÄŸinizi aklınızdan çıkarmayın!
Allah’ ısmarladık.
Esen kalın!